“SU YÖNETİMİ POLİTİKASI” Üzerine

Standard

“SU YÖNETİMİ POLİTİKASI” Üzerine

Sevgili dostlar; yine yağmur mevsimi gelip çattı. Önümüzdeki Nisan-Mayıs ayına kadar yağmurlar yağacak coğrafyamızda. Geçtiğimiz yıl yazdığım bir yazıyı bu yıl da yağmurlar başlamadan dikkatlerinize sunmak istedim…
Biliyorsunuz, birkaç senedir Atça Ovası sular altında kalıyor. Çiftçimizin elinden gelen bir şey yok; dahası yapabileceği bir şey de yok… “TARSİM” diyorlar ama duyduğum: “Tabii afet değil de barajdan su salıverme olduğu için sigorta kapsamına girmiyor…” denildiği ve hasara karşılık hasar bedeli ödenmediği. Çiftçimizin emeği de sermayesi de heba olup gidiyor. Üç seneye yakın Sevgili Dostum, “ATÇA KAZAN BİZ KEPÇE” grubumuzun üyesi Sn. Mehmet Ekizoğlu ile dirsek temasında bu konuyu işliyor, yetkililerin dikkatlerini “Su Yönetimi Politikası” üzerinde yoğunlaştırmaya çalışıyoruz. Tabii yağmurlar azalıp işler rayına oturduğunda bu konu unutuluyor ve bir daha ki yağmurlara kadar rahat olunmasa da rahatlamış gibi yapılıp, önlemler öteleniyor. Teknolojinin ve imkânların bu kadar geliştiği bir çağda bu konuda bir önlem alamamak ne kadar garip değil mi? Yurdun her köşesinde devasa iş makineleri harıl harıl çalışırken bu konuda sığ adımlar atılması beni üzüyor açıkçası. Geçtiğimiz son 1.5 – 2 Ayı hatırlayın lütfen. Taşkın Yenipazar’a kadar dayandı. Komşumuz Yenipazar, tabir yerindeyse hop oturdu, hop kalktı. Yenipazar Ovası sular altındaydı da Atça Ovası farklı mıydı? Hem Yenipazar hem de Donduran Köyü yolları sular altında kaldı günlerce. Yenipazar ve Donduran’la ulaşım Nazilli ve Dalama üzerinden sağlanabildi. Şimdilerde bu konuyu unuttuk sanki… Ama unutmayan merciler de var sanırım. Karınca kararınca DSİ kepçesi tekrar seddenin üzerine çıktı… Aydın Milletvekili siyasilerimizin çalışmalarını da basında izliyoruz. “Umarım seneye daha rahat olacağız…” demekten başka bir şey 

gelmiyor elimizden. Biliyorsunuz, geçen günlerde Pamukören Suçtu Şelalesi’ne bir keşif yürüyüşü gerçekleştirdik. 
Orada dikkatimi çeken eski bir su arkını Sevgili dostum Sürur Süsleyen’le enikonu inceledik, üzerinde konuştuk. Orada çektiğim üç fotoğrafı burada sizlerin dikkatinize sunuyorum. Birinci ve ikinci kare Bir kayanın kenarı kırılarak yapılan bir ark. Muhtemeldir ki bu kırılan kaya parçalarıyla bu ark yapılmış. Bu ark, kaç yıllık bilinmez. O zamanlar, Su Değirmenlerinin kullanıldığı zamanlar. Suuçtu şelalesinin döküldüğü yataktan değirmene su taşımak için yapılmış. Bazı yerlerde tünel şeklinde ilerliyor. İkinci fotoğrafta ise mini bir Kemerli Köprü görüyorsunuz. O köprü de bu arkın üzerine inşa edilmiş. Şimdi soruyorsunuz belki; “Böyle bir arkın üstüne köprü de ne ola ki?..” diye. Bu minik köprüyü, yukarıdan gelen suların 
taşıdığı toprak ve taş parçaları tıkayıp da değirmene giden suyu kesmesin diye yapmışlar. Bizim tahminimiz, bu sistem, elli senenin üzerinde. Düşünüyorum da insanlar o zamanlar, Su Yönetim Politikasını gerçekten başarmışlar. 
Bugün, buna benzer sistemleri yürürlüğe koyarak ovalarımızın taşkından korunmasını sağlayamaz mıyız? Buna benzer Su Yönetim Politikaları üretemez miyiz?..
  Saygılar sunarım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir