MALIKÖY TREN İSTASYONU MÜZESİ ve MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI

Standard

 

MALIKÖY TREN İSTASYONU MÜZESİ
ve
MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI

Sevgili dostlar;
Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiğim Ankara seyahatimde, önce Sincan İlçesine bağlı Alagöz Mahallesinde bulunan, Sakarya Meydan Muharebesi Karargah Müzesine gittim. Yenileştirme çalışmaları nedeniyle müzenin kapalı olduğunu görünce, binanın dış cephesinden fotoğraflar çektim. Yetkililer, içeride teşhir edilen demirbaş eşyanın şu anda Anıtkabir Müzesinde sergilenmekte olduğunu; hazırlıklar tamamlandıktan sonra 2 ya da 3 aya kadar eşyaların tekrar getirilerek Karargah Müzesinin tekrar açılacağını söylediler. Ben de yönümü Alagöz’den 10 Km. kadar uzakta olan Malıköy’e çevirdim.
Trenle yaptığım seyahatlerde Malıköy’deki Müzeyi görür, trenin penceresinden ayrıntıları seçmeye çalışırdım. “İşte, fırsat bu fırsat…” deyip Malıköy’e vardım. Müzede görevli memur, güler yüzüyle karşıladı beni. Ziyaretçilerin olmadığı zaman diliminde kilitli bulunan Revir ve DDY envanterinde bulunan araç ve gereçlerin teşhiri için hazırlanan sergi binalarının kapılarını açtı. Ben de sindire sindire dolaştım müzeyi. Hem kapalı hem de açık alanda bulunan askeri araç ve gereçleri hem de heykelleri tek tek fotoğrafladım; doya doya gezdim. Genelkurmay Başkanlığı, Ulaştırma Bakanlığı ve DDY Genel Müdürlüğünce ortak hazırlanan bu müzeyi gezmenizi hatta çocuklarınızı gezdirmenizi şiddetle öneririm…
Malıköy’deki müzede bir heykel çok ilgimi çekti., Bir Anadolu kadını sırtındaki top mermileriyle betimlenmiş. Bir de iki öküz tarafından çekilen, top mermisi yüklü bir kağnı… Fotoğrafladım tabii ve aklıma hemen Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI” şiiri geldi haliyle. Malıköy’de çektiğim o kareyi de Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın “MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI” şiiri eşliğinde beğeninize sunmak istedim.
Hani gün gelir de yolunuz oralara düşerse bu müzeleri gezmenizi öneririm.
“Bu toprakların nasıl vatan olduğunu, çocuklarımıza anlatmak birinci görevimiz olmalı…”
Saygılar sunarım…
MUSTAFA KEMAL’İN KAĞNISI

Yediyordu Elif kağnısını,
Kara geceden geceden.
Sankim elif elif uzuyordu, inceliyordu,
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar,
İnliyordu dağın ardı, yasla,
Her bir heceden heceden.

Mustafa Kemal’in kağnısı derdi, kağnısına
Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifçik,
Nam salmıştı asker içinde.
Bu kez yine herkesten evvel almıştı yükünü,
Doğrulmuştu yola önceden önceden.

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar,
Kocabaş, çok ihtiyardı, çok zayıftı,
Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanı sıra,
Gecenin ulu ağırlığına karşı,
Hafifletir, inceden inceden.

İriydi Elif, kuvvetliydi kağnı başında
Elma elmaydı yanakları üzüm üzümdü gözleri,
Kınalı ellerinden rüzgâr geçerdi, daim;
Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
Alını yeşilini kapmıştı, geçirmişti,
Niceden, niceden.

Durdu birdenbire Kocabaş, ova bayır durdu,
Nazar mı değdi göklerden, ne?
Dah etti, yok. Dahha dedi, gitmez,
Ta gerilerden başka kağnılar yetişti geçti gacır gucur
Nasıl dururdu Mustafa Kemal’in kağnısı.
Kahroldu Elifçik, düşünceden düşünceden
Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni.
Geçer götürür ana, çocuk, mermisini askerciğin,
Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır,
Düşerim gerilere, iyceden iyceden.

Kocabaş yığıldı çamura,
Büyüdü gözleri, büyüdü yürek kadar,
Örtüldü gözleri örtüldü hep.
Kalır mı Mustafa Kemal’in kağnısı, bacım,
Kocabaşın yerine koştu kendini Elifçik,
Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

22 Haziran 2014

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir