ÇİNE BARAJI KAMPI/ 19-20 TEMMUZ 2014

Standard

ÇİNE BARAJI KAMPI/ 19-20 TEMMUZ 2014

Sevgili dostlar;
Hanidir planlayıp da yapamadığımız kısa bir kampımız vardı. Ramazan ayının yaklaşmasıyla bu kampı biraz daha 
ötelemiştik. Bir türlü bir araya gelemiyorduk. Zaten bu günlere kalması da o yüzdendi. “Ne yapıp edelim, bu planımızı yürürlüğe koyalım. Zira Ramazan’dan sonra yoğun bir gezi planımız olacak…” diye konuştuk aramızda. 
19 Temmuz 2014 Cumartesi için sözleştik; o gün sabah Atça’dan hareket ederek Çine Baraj Gölüne gidecek ve bir gecelik kamp kurarak 20 Temmuz Pazar günü Atça’ya dönecektik.
Öyle de yaptık, Kenan Babacan, Sürur Süsleyen, Cem Bayman ve ben İsmet Nadir Atasoy’dan oluşan ekibimiz; geçen yıl Kemer Barajına kamp kurduğumuz gibi, bu yıl da Çine Barajında olabilmek için (Kısa da olsa) 19 Temmuz 2014 Cumartesi günü Atça’dan hareket ettik. 
Güzergahımızı; Atça, Yenipazar, Dalama, Sakızağacı, Subaşı Topçam Barajı, Çine, Kafaca ve Eski yoldan Çine Barajının Güneydoğusu olarak belirledik. Giderken de dönerken de molamızı Topçam Barajı bendindeki kır kahvesinde verecektik. Giderken de dönerken de aynı noktada mola verip, molalarda orada edindiğimiz balıkçı dostlarla sohbetler ettik.
Gidişimizde de gelişimizde de hiçbir problem yaşamadık. Gidişimizdeki tek olumsuzluk. Sevgili Kenan Babacan’nın sarsıntı nedeniyle bozulan yüküydü. Onu da hemen olayın olduğu yerde izole ederek yolumuza devam ettik…
Kamp yapmaya elverişli bir yer bulup da kamp kurmaya karar verdiğimizde saat 15:00 sularıydı. Yeleken bir mevkide kamp kurduk. Çine Barajı eşsiz güzelliğiyle karşımızdaydı işte…
Barınma için gerekli önlemleri aldıktan sonra Sevgili Kenan Babacan; bahçesinde yetiştirip topladığı ürünlerden mükellef bir sofrayı hazırlayıp beğenimize sundu.
Karnımızı doyurup, çevre temizliği yaptıktan sonra balık tutmak için teçhizatlarımızla birlikte baraj gölünün kıyısına indik…
Bakmayın siz; Balık bahane ama dostlarla birlikte kamp yapmak inanın şahane…
Akşam balık faslından sonra kampta sohbet ettik, arada bir oltalarımızı yokladık. Vakit bir hayli gecikince çadırlarımıza girerek dinlenmeye çekildik ve ormandaki börtü böcek sesleri eşliğinde gecenin koynunda yitip gittik.
20 Temmuz 2014 Pazar günü gözlerimizi pırıl pırıl bir Çine sabahına açtık. Öğleye kadar gerekli kamp faaliyetlerini sürdürüp yemeğimizi yedikten sonra, kampı toplamaya başladık. Çine Barajından hareket ettiğimizde saatlerimiz öğleden sonrayı gösteriyordu.
Biz, Çine Çayı’nı ve çevresini çok sevdik…
Hem giderken hem dönerken pek çok fotoğraf çektik. Çine Barajının etrafındaki vahşi ve tabii oluşumla tüylerimiz ürperdi desek yalan olmaz sanırım. Sizlere bu kampımızdan kareleri, beğeninize sunacağım elbette.
Tarihin ve doğanın iç içe olduğu Çine Çayı ile ilgili;
http://dunbuguninsan.blogspot.com.tr/2008/09/ine-ay-efsanesi.html
adresindeki açıklamaları okuduğunuzda; nasıl bir yerde kamp yaptığımızı hemen anlayacaksınız.
Ekipteki arkadaşlarım; Kenan Babacan, Sürur Süsleyen, Cem Bayman adına hepinizi saygılarla selamlıyorum…
Çine Çayı Efsanesi
Editör Unknown saat 18:17 Cumartesi, Eylül 20
Çine, Ege Bölgesi’nde Aydın ilinin bir ilçesidir ve merkez ilçeye 38 km. uzaklıktadır. Bu güzel Vadi ve içinden akan Çine çayı mitolojideki Marsyas efsanesine konu olmuş. Efsane şöyle:Tanrıça Athena bu vadi içinden akan derenin kenarında dolaşıp kaval çalarken sudaki aksinde yanaklarının şişkin olduğunu görmüş. Aksini çirkin bulup fırlatıp atmış kavalı.
Kavalı bulan Marsyas zamanla öyle güzel çalmaya başlamış ki, ünü her yeri sarmış.
Müzikte kendisini rakipsiz gören Tanrı Apollon’a kafa tutar hale gelmiş. Apallon Marsyas’ı yarışmaya davet etmi
ş. Kral Midas da hakem olmuş.Marsyas kavalı daha güzel çalmasına rağmen yenik ilan edilmiş, ama kıskançlığını yenemeyen Apollon Marsyas’ın derisini yüzdürmüş, Midas’ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürmüş. Ama sonradan yaptığna pişman olup Marsyas’ın bedenini ırmak haline getirmiş. İşte ant
ik adıyla Marsyas, bugünkü adıyla Çine çayı böyle oluşmuş.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir