Gökhan Uçaroğlu-GÖKLERDE BİR ATÇALI/29 Aralık 2015

Standard

Gökhan Uçaroğlu-GÖKLERDE BİR ATÇALI/29 Aralık 2015

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz,
Kişinin görünür rütbe-i aklı eserinde…”
Ziya Paşa’nın “Terkib-i Bent” adlı eserinden sevdiğim bu beyiti ile gireyim dedim yazıma… Dedim de; bakalım, koca koca çamları devirmeden yazının sonunu getirebilecek miyim?..
Sanırım konuya girizgah yapmadan önce, bu beyitin açılımı ile ilgili bir iki satır karalamalıyım…
Ziya Paşa özetle:
“Kişinin kabiliyet ve çalışmasının değerlendirme ölçüsünün yaptığı iş olduğunu, boş laflarla şişirilen kişilere inanılmamasını ve insanın aklının, eğitiminin derecesinin eserlerinde görüleceği…” yolunda bir görüş belirtiyor bu beytinde…(1)
…..
İşte ben de bu görüşten yola çıkarak, bir Atça ziyaretinde Sevgili Gökhan Uçaroğlu’nu yakalayıp:
-Arkadaş, gel hele şöyle yamacıma da iki lafın belini kıralım, sana soracaklarım var… dedim.
Sağ olsun; kırmadı isteğimi. Atça Merkez Parka oturup, uzunca bir sohbet ettik; anlattık enikonu…
Gökhan’ın Büyük babaannesi ile benim ninem; gelin-görümce. Böyle bir akrabalık bağımız da var. O yüzden konuşmamız, konuşurken konu bulmamız zor olmuyor…
Oradan buradan deyip, konudan konuya atladıktan sonra; konu yavaş yavaş kişiselleşmeye ve Gökhan’ın mesleki gelişimi üzerinde yoğunlaşmaya başladı. Eee, tam tamına yirmi yılını Türk Hava Kuvvetlerinde bir paraşütçü olarak geçiren benim, konuyu elbette Milli Paraşütçü olan Sevgili Gökhan’ın atlayışları ve Paraşüt Sporu ile ilgili konulara getirmem kaçınılmazdı… ve ben de öyle yaptım zaten. Bir güzel sohbet oldu ki ben sordum; o, anlattı… ben sordum; o, anlattı… O kocaman sohbete sayfalar yetmez ama sizi sıkmadan anlatayım, sizlere tanıtayım istedim yöntemince…
Gökhan Uçaroğlu, 03.08.1971 yılı eyyam-ı bahurunda Eskişehir’de doğmuş.(2)
Esmalar’dan İclal ve Ali Hocalardan Mehmet Uçaroğlu çiftinin ikinci çocukları.
Gökhan Uçaroğlu, Ceyda Hanımla evli ve Rüzgar adında yakışıklı mı yakışıklı bir oğulları var.
Eğer doğum yeriniz Eskişehir ise ve Eskişehir’de yaşıyorsanız, ucundan kıyısından havacılığa bulaşmışsınız demektir. Her gün; ama her gün illaki tayyarelerin sesini duyacak ve o gürültüler içinde inip kalkan demir kuşları yakından görmek için yanıp tutuşacaksınız. Gökhan da öyle oldu işte; aklında, fikrinde hep uçaklar ve uçmak vardı. Onun, adıyla soyadıyla özdeşleşen bir işi olmalıydı.
Ortaokul son sınıfa geçtiği yaz, babası iş yerine götürdü onu. Orada, o kocaman demir kuşlardan vardı ve onlara binecekti. Bindi de; kokpitteki saatlere bakıp babasına usulca: “Baba, bunlar ne ki böyle?.. Bunları öğrenmek için kelter (3) gibi kafa lazım, haa!..” dedi. Baba Uçaroğlu şaşırdı bu laflar karşısında, nutku tutuldu. Sarıldı oğluna, alnına kocaman bir öpücük kondurdu…
Uçaktan indiklerinde, bir nakliye uçağı yanaşıyordu meydana. Kapısının açık olduğunu gören babası:
-Bak… dedi… bak şimdi atlayacaklar…
Başını uçağa çevirip izlemeye başladı…
Bir… İki… Üç… Dört… Arka arkaya uçağın kapısından insanlar dökülmeye başladı. Atlayanlar, üç beş saniye sonra kocaman bir şemsiyenin ucunda süzülmeye başladılar. Süzüldüler, süzüldüler bir yere inip görünmez oldular…
“Bugün her şey nasıl da çabuk gelişti…” diye düşündü.
Babasına:
-Korkmuyorlar mı?.. diye sordu.
-Hayır, korksalar bu işi yapamazlar zaten. Onların işi bu… İster misin, seni onlarla tanıştırayım?..
İstemez olur muydu?.. Ne demekti şimdi: “İster misin?..” Güldü… Bir arabaya binip paraşütçülerin olduğu binaya geldiler…
Babası, kapıdan girdiğinde selamladı içeridekileri:
Birisi:
-Oo, Paşam(4) hoş geldiniz… diye karşıladı onları, sarıldılar.
Babası ve arkadaşları koyu bir sohbete daldıklarında, o, çoktan hayal dünyasına dalmış, raflarda dizili duran paraşütleri kuşanıyordu.
…..
Sabah nasıl olmuştu, bilmiyordu. Sabaha kadar; o uçak senin, bu uçak benim debelendi durdu yatakta. Uçtu, atladı, daldı, çıktı… Bir ara derin bir uçurumun kenarında gördü kendini. Dibi görünmüyordu. Gerildi ve koşarak kendini bıraktı aşağıya. Düştü uzun uzun… Hay Allah; neredeydi bu deklanşör… Neden bir türlü gelmiyordu eline?.. Paniğin başladığı andı ki annesi belirdi aniden. Elindeki şemsiyeyi uzattı ona. Tam şemsiyeyi tutacaktı ki uyandı aniden. İclal Hanım, bir yandan saçlarını okşarken bir yandan da:
-Gökhan’ım, hadi yavrum, geç kalacaksın okula… diyordu.
Doğruldu, oturdu yatağın kenarına:
-Ben uçmalıyım… uçmalıyım… dedi, kendi duyarcasına…
…..
Sonra, ne mi oldu?..
Gökhan önce Ortaokuldan mezun oldu. Lise hayatı başladı. Lise 2 nci sınıfı bitirip 3 ncü sınıfa geçtiği gün karnesiyle sevinç içinde eve geldiğinde annesine ve babasına:
-Ben, THK nun Paraşütle Atlama Eğitimine katılmak istiyorum… dedi.
-Ne!?.. diye bağırdı İclal Hanım. Eşine dönüp:
-Sen soktun bunun aklına bunu, değil mi?.. dedi, serzeniş yüklü bir ses tonuyla…
Mehmet Bey:
-Yok Hanım; nereden çıkardın şimdi bunu?.. ben aslında… yani… diye kem küm ettiyse de İclal Hanım inanmadı eşine.
-Yavrum, Gökhan’ım, evladım; yürek oynatmasından götürecek misin sen beni?.. Yüreğimin yağlarını cızır cızır eritecek misin sen benim?!..
Soğuk bir rüzgâr esti evin içinde. Hane halkı sus pus olmuştu o gün.
Aradan yirmi gün kadar bir zaman geçmiş geçmemişti; İclal Hanım gözyaşları içinde onu yolcu etmiş, bir tas suyu da arkasından dökmüş, göğüs kafesine sığmayan yüreğiyle duaya durmuştu…
…..
Çok başarılı geçen bir Temel Eğitimin sonunda intibak atlayışları yapılmış ve ekibin içinden bazı kursiyerler İhtisas Eğitimine seçilmişlerdi. Seçilenlerin arasında Gökhan da vardı.
Zaman nasıl kayıp gidiyordu ellerinden. İşte ÖSYM de gelip çatmıştı. Sınavlara girecek öğrenciler için eğitime ara verildi ve sınava girecekler evlerine gönderildi.
İhtisas Atlayışlarının sonunda hocası bir gün Gökhan’ı kenara çekip:
-Bak arkadaş, içinizden birkaç kişiyi kadroya alıp yola beraber devam etmek istiyoruz. Bunlardan biri de sensin. Böyle bir durumda bizimle çalışmaya ne dersin?.. diye sordu.
Gökhan: “Allah!.. derim be hocam!..” diye bağırmamak için zor tuttu kendini.
-Hocam, siz istiyorsanız neden olmasın… dedi usulca.
-Bu iş biraz zaman alır, uzun bir süreç anlayacağın, haydi deyince olmaz. Arada bir telefonlaşıp, merhabalaşalım. Bir gelişme olduğunda sana ulaşırız nasılsa… Yarın itibariyle evlerinize dönecek, bizden haber bekleyeceksiniz, anlaştık mı?
-Tamam hocam… anlaştık. Sizden gelecek haberi bekleyeceğim. Fırsatını bulursam, arada bir ziyaretinize de geleceğim.
-Beklerim, yolun açık olsun…
…..
Tekdüze günler başlamıştı…
Ay, henüz yoktu ortalıkta. “Beklemek ne kadar da zormuş…” diye düşündü yıldızlara bakarak. Balkona gelen annesini duymadı.
-Oğlum, bu vakit ne vakit, yatmadın mı sen daha?
-Yatmadım, oturur beklerim; gördüğün gibi, anne…
-Hayırlısıyla, belki yarın çıkar bir haber; alttaki Tolga’nın neticesini bugün getirmiş postacı. Karadeniz, ne üniversitesi dediler; orayı kazanmış…
-Hayırlı olsun, benim haber zor çıkacak gibi… dedi gülerek.
Ve ertesi gün postacı kapıyı çalarak bir mazbata imzalattı Gökhan’a; Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni kazandığının muştusuydu gelen…
…..
Sonunda tatil bitmiş, Adana ve ÇÜ günleri başlamıştı.
Birinci sömestr nasıl geçmişti öyle; “ce’eee!..” diyene kadar geçivermişti yarı yıl.
Arada bir kurstan arkadaşlarıyla ve hocasıyla haberleşiyor, olumlu gelişmelerin haberini alamayınca da mahzunlaşıyordu. Ama olsundu. Günün birinde, gelecek haberle göklere çıvacağını biliyordu ya; o, yetiyordu ona.
O haber ikinci sömestr sonlarına doğru geldi.
Hiç düşünmedi… Aylardır düşünmüştü zaten… Valizlerini hazırladı… Okuldan iki arkadaşı onu Adana Otogarı’na getirip esenlediler…
Bayram değil, seyran değildi; böyle zamansız elinin valizleriyle dönmek ne demekti şimdi? Ebeveynleri, soran gözlerle: “Hoş geldin!..” dediler ve eklediler ardından…”Hayırdır?..”
…..
Ve Gökhan Uçaroğlu;
1989 Yılında Paraşüt Okulunda eğitmen olarak başladı, 2009 yılı sonuna kadar THK paraşüt Okulunda Paraşüt öğretmeni olarak görev yaptı.
1991 yılı Paraşüt Hakemliği eğitimi alarak Uluslararası Paraşüt Hakemliği yetkisi kazandı.
1997 yılında Skysurf branşında ülkemizi temsil eden tek kişi oldu.
2003 yılı Asya Avrasya maratonu esnasında kıtalar arası serbest uçuşta yer aldı.
2009 yılında THK Balon uçuş eğitim okulunda göreve başladı CPL(B) Cat A- Cat B ve FI(B) Cat A lisansına sahip.
Aynı zamanda bu süre içerisinde değişik branşlarda Türkiye Paraşüt Şampiyonalarında ilk sıralarda yer aldı ve uluslararası şampiyonalarda ülkemizi temsil etti.
Tandem pilotluğu ve eğitmenliği sertifikalarına sahip aynı zamanda hava kameramanlığı, antrenörlük ve hakemlik yaptı.
Ve Gökhan Uçaroğlu;
FAI World Formation Skydiving Championships Eloy, Arizona (Amerika)1993
1. DHO (Dünya Hava Oyunları)Test Yarışması 1996 Selçuk / İzmir (Türkiye)
1. DHO (Dünya Hava Oyunları) 1997 Selcuk / İzmir (Türkiye)
TSK Paraşüt Hedef Yarışması. 1999 (İspanya)
FAI World Style and Accuracy Parachuting Championship Ise-Shima (Japonya)2000
World Air Games Formation Skydiving Championship Granada (İspanya) 2001
FAI World Cup of Formation Skydiving Ampuriabrava (İspanya) 2002 (Milli takım antrenörü)
FAI World Style and Accuracy Parachuting Championship Gap-Tallard (Fransa) 2003
FAI European Style & Accuracy Parachuting Championships.Prostejov (Çek Cumhuriyeti) 2005
Turkey Open Parachuting Freefall Style and Accuracy Selçuk / İzmir (Türkiye) 04 2006
2008 Open Turkish Parachute Championship Efes (Türkiye) 2008
1989-2008 Arası Türkiye Paraşüt Şampiyonalarının tamamına katıldı çok sayıda 1.lik 2.lik ve 3.lük kazandı.
Onun zamanında THK nın:
Paraşüt FS branşında ( 3 Puan olan skor 16 puana yükseldi)
Paraşüt CF branşında ( 4 Kişi olan rekor 14 kişiye yükseldi)
Çoklu tutuşma rekoru ( 6 kişi olan rekor 14 kişiye yükseldi)
O, hem Avrupa’dan Asya’ya uçarak geçen ilk Türk paraşütçülerinin arasında; hatırlıyorum ikisi aynı zamanda kameraman 6 paraşütçüden oluşan bir ekipleri vardı. Sevgili Gökhan ve arkadaşı Beslan Babaoğlu kasklarına taktıkları kameraları ile diğer -kaç kişiydiler hatırlayamıyorum; sekiz, on- arkadaşlarıyla Avrupa yakasından çıkıp Asya yakasına inmişler ve bu uçuşlarını Özel hazırlanan Yarasa tipi giysilerle gerçekleştirerek gönderdikleri görüntüler televizyonlardan canlı olarak yayınlanmıştı. Hatırlayamıyorum, bir Avrasya Maratonu günü müydü? Sanırım bu konuda bir açıklama gelecektir Gökhan Uçaroğlu’ndan… Aslında keşke onların isimlerini de yayınlayabilseydik buradan…
Gökhan Uçaroğlu Skysurf branşında uluslar arası yarışmacı olan tek Türk sporcusu aynı zamanda…
Gökhan Uçaroğlu, şimdilerde Kapodakya’da Balon Pilotluğu yapıyor.
…..
Sevgili Gökhan’la sohbetimizin sonuna gelmiştik ama inanın anlattıklarından başım dönmüştü. Kendisine çıkıştım:
-Sevgili arkadaş, yeter; vallahi başım döndü. Sen anlattın, ben atladım… Bunca eğitim, bunca yarışma, bunca derece ve bunca rekor… Ağzım, dilim kurudu; çay söyle şuradan… Ben de bir daha Hava Kuvvetlerinde yirmi yıl paraşütçülük yaptım dersem; ne olayım… dedim.
Ihlamur ağacının altındaki masada çaylarımızı yudumlarken gökyüzüne çevirdi bakışlarını. Ve kolumu tutup telefonundaki fotoğrafları bana gösterirken:
-Nadir Abi, “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz…” dedi, muzipçe. Ben de:
“Kişinin görünür rütbe-i aklı eserinde…” diye tamamladım Ziya Paşanın beytini.
-Baksana, yaprak kımıldamıyor, tam atlayış havası… var mısın?..
-Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın…
Gülüştük…DİPNOT:
1. GOKOYA http://blog.milliyet.com.tr/benmuzisyenannesiyim
2. EYYAM-I BAHUR: 31 Temmuz ile 7 Ağustos arasında, sıcaklıkların maksimum seviyeye çıktığı, yılın en sıcak günlerinin yaşandığı dönem.
3. KELTER: Keletir. Hayıt dallarından bir iskelete, yarılmış kargı şeritleriyle yapılan bir taşıma aracı… Sele.
4. PAŞA MEHMET: Babasının Hava Kuvvetlerindeki lakabı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir