ACI PATLICANI KIRAĞI ÇALMAZ/13 Ağustos 2015

Standard

“ACI PATLICANI KIRAĞI ÇALMAZ…”

Acı patlıcanı kırağı çalmaz; günlük hayatımızda sıkça kullandığımız, dahası, kullanmaktan zevk bile aldığımız bir atasözümüzdür. Anlam itibariyle kısaca: “Hayatta birçok problemlerle karşılaşıp bunlardan başarı ile çıkmış olanlar, bundan sonra karşılaşacakları zorlukları da atlatıp başarı ile çıkarlar…” olarak bu atasözümüzü açabiliriz…

*
**
Sevgili dostlar;
Uzun bir süreçti yaşadığımız. Sevgili Kaptan Mehmet Uçaroğlu ile Atça sınırları dâhilindeki tüm çınar ağaçlarını gezdik. Onları teker teker fotoğrafladık. Elimizde şerit metrelerle çevrelerini ölçüp biçip, mevki tespitleriyle birlikte yaşadığı müddetçe tanık olduğu olayların kronolojik dökümlerini çıkardık. Hepsi için ayrı ayrı dosya açıp, bilmezsiniz kaç sayfalık bu dosyalar zincirini koltuğumuzun altına alıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Aydın temsilciliğine giderek bu dosyalar zincirini teslim ettik.
Artık beklemek zamanı gelmişti…
Önce Yenipazar Orman Şube Müdürlüğünden bir ekip gelip mevki ve nirengi tespiti yaptı. Sonrasında Denizli Orman Bölge Müdürlüğünden bir ekibi misafir ettik. Onlarla Anıt Ağaç olmasını istediğimiz Çınar Ağaçlarını bir kez daha gezdik; ölçümler yeniden yapıldı, koordinatlar yeniden belirlendi.
Yeni bir bekleme süreci başladı…
Bu sürecin sonunda Sultanhisar Tapu ve Kadastrodan bir ekip geldi ve yeniden koordinat tespiti yapıldı. Süreç uzadıkça biz de sabırsızlanmaya başladık. Sevgili Kaptanla bir ara Denizli Orman Bölge Müdürlüğüne gidip dosyalarımızın akıbetini araştırmayı bile düşünmüştük ki; dört çınar ağacımızın “Anıt Ağaç” statüsü kazandığı haberini aldık. İnanın bu haberle birlikte deriiin bir de nefes aldık; rahatladık…
Artık, Bayramyeri Camisi avlusundaki çınar, Ece Çınarı, Diğme Çınarı ve Ecinli Çınar (Bayramoğlu Çınarı) Atçalıların anıt ağaçlarıydı.
Belki biraz zor oldu ama sonunda oldu işte…
Pekiii, daha sonra ne mi oldu?..
*
**
Önce tarih 6 AĞUSTOS 2015, Saat da 18:56 oldu. Beydağı’nın üzerinden çıkıveren yağmur yüklü bulutlar önce Demirhan Köyünü, sonrasında Çobanlar Köyü üzerinden Kepez’e dönüp üzerinde ne kadar yağmur yükü varsa Atça’nın üzerine boşaltmaya başladı. Gökyüzü ile Atça arasında bir su köprüsü oluşmuştu adeta. Bir kaostu yaşanan; bir anda caddelerden sokaklardan koşarcasına yol almaya başladı yağmur suları. Isınan toprakla soğuyan hava bir fırtına başlattı ki; akıllara zarar. Ve bizim Eçinli Çınarımızın ana dallarından biri bu çılgın fırtınaya dayanamayıp büyük bir çatırtıyla yıkılıverdi narenciye bahçesinin içine…
O gün İzmir’deydim… Ertesi gün Atça Çiftçi Malları Korumada görevli Sevgili Ufuk Çekici aradı beni. Hadiseyi anlattı. “Yapılacak ne var ki?..” dedim kendi kendime.
Seyahatten döndüğümde hemen Ecinli Çınara koştum. Fotoğrafladım…
Yüzlerce yıllık yaşamında ne badireler atlattı kim bilir. 6 AĞUSTOS 2015 tarihine gelinceye kadar ne kötü şartlarda bile sürürdürebildi yaşamını… diye düşünüp okşadım koca gövdesini
“Küçük bir sıyrıkla atlatmışsın olayı… Dahası: Acı patlıcanı kırağı çalmamış…” dedim kendisine… Gülüştük karşılıklı.
Saygılar sunarım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir